• Çebi Hukuk & Danışmanlık

TEMİNAT SENEDİ: UYGULAMASI, DÜZENLENMESİ, DEVRİ ve KANUNİ YOLLAR


Teminat senetleri, günlük ve ticari hayatta çeşitli sebeplerle ve çok sık kullanılan hukuki belgelerdir. Bu yönü itibariyle teminat senetlerine ilişkin hukuk bilgisine sahip olmak önem arz etmektedir.


Hukuk mevzuatımızda teminat senetlerine ilişkin yasal düzenlemeler yer almamaktadır. Bununla birlikte teminat senetlerine ilişkin bir çok yargı içtihadı mevcuttur. Bu yazımızda teminat senetlerini Yargıtay kararları ışığında soru-cevap yöntemiyle inceleyeceğiz.


Teminat senedi nedir ? Kambiyo senedi olan bonodan farkı nedir?


Teminat senedi; bir işin, taahhüdün, alım-satımın veya hizmetin kararlaştırıldığı şekilde tamamlanacağının, aksi halde senette yazan parasal miktarın ödeneceğinin taahhüt edildiği yazılı belgedir.


Teminat senedinin, bir ödemeye ilişkin teminat alınması gereken her durumda düzenlenmesi mümkündür. Günlük ve ticari hayatta özellikle bankalar ve müşterileri arasında, ticari alım satımlarda tacirler arasında, iş ilişkisinde işçi ve işveren arasında, eser sözleşmelerinde iş sahipleri ile yüklenici/müteahhit arasında, malikle kiracı arasında sıklıkla teminat senedi düzenlendiği görülmektedir.

Teminat senedi şarta bağlı olması yönüyle bir kambiyo senedi olan bonodan (borç senedi) ayrılır. Zira teminat senedinde kambiyo senetlerinin en temel özelliklerinden biri olan kayıtsız şartsız ödeme taahhüdü söz konusu değildir; aksine, ödeme şarta bağlanmıştır. Bir başka ifadeyle teminat senedi, düzenlenmesine neden olan sebebe/asıl borç ilişkisine (iş, söz veya mal ve hizmet) sıkı sıkıya bağlıdır; bu ilişkiden bağımsız olarak ileri sürülemez. Teminat senetlerinde bonoda olduğu gibi mücerretlik ilkesi (soyutluk) söz konusu değildir.

Teminat senedi bir kambiyo senedi (poliçe, bono, çek) olmadığından, teminat senediyle kambiyo senetlerine mahsus takip yoluna başvurulamaz. Bunun yerine genel haciz yoluyla (ilamsız takip) yasal takip yapılabilir. Teminat senedinin bu özelliğinin pratik sonucu, teminat senediyle kambiyo senetlerine mahsus takip başlatılması halinde, takip borçlusu tarafından duruma göre şikayet veya borca itiraz yoluna başvurulabilecek olmasıdır.


Son olarak; kambiyo senedi olan bonoda bir takım unsurların bulunması zorunludur (şekil şartları). Aksi takdirde söz konusu belge kambiyo senedi vasfını taşımayacaktır (TTK m. 777). Teminat senetlerinin ise hukuki sonuç doğurabilecek şekilde düzenlenmesi yeterlidir. Teminat senetleri için ise bir takım zorunlu unsurlar/şekil şartları söz konusu değildir.


“6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 776. maddesine göre bononun senet metninde “bono” veya “emre yazılı senet” kelimesi ve senet Türkçe'den başka bir dille yazılmışsa, o dilde bono veya emre yazılı senet karşılığı olarak kullanılan kelime, kayıtsız ve şartsız belirli bir bedeli ödemek vaadi, vade, ödeme yeri, kime veya kimin emrine ödenecek ise onun adı, düzenlenme tarihi ve yeri ile düzenleyenin imzası bulunmalıdır. Bu çerçevede belirlilik (muayyenlik ) kambiyo senetlerinin temel unsurlarından biridir. Tedavül kabiliyeti de dikkate alındığında bononun bütün unsurlarının açık, net, yoruma elverişli olmayacak biçimde belirgin olması gerekir. Öztan'ın da ifade ettiği gibi poliçe ve bono keşidesi "şart kabul etmeyen" bir işlemdir ( Öztan, F.: Kıymetli Evrak Hukuku, 2. b., Ankara 1997, s.451 ). Nitekim Türk Ticaret Kanunu'nun 777. maddesi zorunlu unsurları taşımayan senedin bono niteliğinde olmadığını belirttikten sonra vade, keşide ve ödeme yeri konusunda da yedek hukuk kuralı getirerek oluşabilecek boşlukları doldurmuş ve belirlilik ilkesini bu şekilde desteklemiştir. Bedel, faiz, protestodan muafiyet ve yetki şartı gibi kayıtların konulması kabul edilmekte ise de illetten mücerretlik veya muayyenlik vasfını ortadan kaldıran kayıtların bono üzerine konması, onun kambiyo senedi vasfını ortadan kaldırır. Bonoda teminat kaydı varsa da neyin teminatı olduğu belirtilmediğinden bu ibare bononun mücerrettik vasfını ortadan kaldırmaz.” (YARGITAY HUKUK GENEL KURULU E. 2017/12-333 K. 2019/416 T. 9.4.2019)


Genelde hangi durumlarda teminat senedi düzenlenir?


Teminat senetleri yukarıda da belirtildiği üzere çeşitli hukuki ilişkilerin teminatı olarak düzenlenebilmektedir. Bunlardan gündelik hayatta daha sık karşılaşılanlarından bazıları aşağıda açıklanmıştır.


Banka ve Müşterileri Arasında Teminat Senedi


Bankalar ve müşterileri arasında kredi ilişkilerini teminat altına almak için uygulamada az da olsa teminat amaçlı senet düzenlenebilmektedir. Bununla birlikte bankalar alacaklarına daha kolay ulaşabilmek için özellikle kambiyo senedi vasfına sahip senetleri tercih etmektedirler.


Normal koşullarda teminat senedi üzerine senedin teminat senedi olduğuna ilişkin bir takım ifadelerin usulüne uygun olarak yazılması veya senedin hangi ilişkinin teminatı olduğu açıklayan yazılı bir belge (sözleşme, protokol vs.) ile birlikte düzenlenmesi yahut da kredi sözleşmesinde söz konusu senedin teminat olarak verildiğinin düzenlenmesi ve senedin bilgilerinin açıkça yazılmak suretiyle belirtilmesi gerekmektedir. Bununla birlikte bankalar kambiyo senedinin takip hukukundaki avantajlarından yararlanabilmek adına ne senet üzerine, ne ayrı bir protokole, ne de kredi sözleşmesine bu hususta bir şey yazmamaktadırlar.


Teminat amaçlı verilmekle birlikte senet üzerinde veya senedin asıl düzenlenme nedeni olan hukuki ilişkide (kredi sözleşmesi) senedin teminat amaçlı verildiğine ilişkin herhangi bir ifade geçmediği durumlarda; borçlu, senedin teminat amaçlı verildiğini, senette belirtilen borcun kayıtsız şartsız olmaması yani bir hukuki ilişkinin teminatı olması sebebiyle kambiyo senedi vasfını taşımadığını, dolayısıyla böyle teminat senediyle kambiyo takibi yapılamayacağını ileri sürebilir. Yargıtay’ın bu gibi bir ihtilaf karşısındaki tutumu hangi ilişkinin teminatı olduğunun açıkça senet üzerinde veya kredi sözleşmesinde yazmaması nedeniyle senedin kambiyo senedi vasfını taşıdığı yönündedir. Ayrıca Yargıtay, bu gibi durumlarda icra hukuk mahkemesinin sadece şekli inleme yapmaya yetkili olduğunu, dolayısıyla işin esasına girerek senedin teminat senedi olup olmadığını araştıramayacağını ifade etmektedir.


““HGK'nun 14.3.2001 tarih ve 2001/12-233 Sayılı ve yine 20.6.2001 tarih ve 2001/112-496 Sayılı kararlarında da benimsendiği üzere dayanak belgenin hangi ilişkinin teminatı olduğu yazılı belge ile kanıtlanmalıdır. İİK 169/a maddesi uyarınca belgede takip dayanağı senede açıkça atıf yapılması zorunlu olup, açıkça atıf yapıldığının kabulü için senedin, vade ve tanzim tarihleriyle miktarlarının belirtilmesi gereklidir. Davacı borçlu İİK'nun 169/a maddesi kapsamında, senedin teminat senedi olarak verildiğinden bahisle takibin iptalini talep etmiş ise de bu iddianın aynı madde kapsamındaki belgelerden biri ile ispatı zorunlu olup, yerleşik Yargıtay İçtihatlarına göre senedin banka kredi sözleşmesi kapsamında teminat için verildiğinin iddia edilmesi halinde, kredi sözleşmesinde takibe konu bonoya açıkça atıf yapılması zorunlu olup, kredi sözleşmesinde senede hiçbir atıf olmadığı ve yine alacaklının da senedin teminat senedi olarak verildiğine dair kabulünün de bulunmadığı anlaşılmakla, Bölge Adliye Mahkemesince davacı borçlu yönünden takibin durdurulmasına karar verilmesi isabetsiz olup bozmayı gerektirmiştir.” (12. HUKUK DAİRESİ E. 2019/808 K. 2020/519 T. 21.1.2020)


Bununla birlikte kanaatimizce; kredi sözleşmesinin miktarı, kredi sözleşmesinde yer alan müteselsil sorumlu kişilerin senet üzerinde aval veren olarak yer almaları, kredi sözleşmesinin tarihi ile senedin düzenleme tarihi arasındaki bağ ve sair bağlantılı durumların incelenmesi suretiyle senedin teminat amaçlı verilip verilmediği incelenmelidir. Zira uygulamada bankaların aslında teminat amaçlı düzenlenen senetlerde lehdar olarak yer aldığı bilinen bir gerçektir. Böyle bir durumda tarafların gerçek iradesine ağırlık verilmesinin kanun koyucunun gerçek iradesiyle de (kanunun amacı) bağdaşacağını düşünüyoruz.


Eser Sözleşmelerinde Teminat Senedi


Eser sözleşmelerinde iş sahiplerinin yükleniciden/müteahhiten teminat senedi aldığı görülmektedir. Uygulamada genelde kat karşılığı inşaat sözleşmesi çerçevesinde müteahhitin, başta sözleşmeye konu taşınmazları arsa sahiplerine eksiksiz olarak teslim etme yükümlülüğü olmak üzere sair tüm taahhütlerini kararlaştırılan şekilde yerine getirememesi ihtimaline binaen arsa sahipleri tarafından teminat senedi alınmaktadır.


“Taraflar arasında ... 1. Noterliği'nin 08.09.2010 tarih 25535 yevmiye numaralı “Düzenleme Şeklinde Gayrımenkul Satış Vaadi ve Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesi” başlıklı kat karşılığı inşaat sözleşmesi imzalandığı uyuşmazlık konusu değildir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık; eser sözleşmesinin teminatı olarak verildiği iddia olunan bonodan dolayı borçlu olunup olunmadığı noktalarında toplanmaktadır. Davacı yüklenici kat karşılığı inşaat sözleşmesinin teminatı olarak davaya konu bononun davalıya verildiğini, sözleşmenin eksiksiz yerine getirildiğini ve bononun bedelsiz kaldığını ileri sürerken, davalı vekili davada ileri sürülen hususların yazılı delille ispatlanması gerektiğini, bu hususta davacının somut bir delil ortaya koyamadığını savunmaktadır. ... 23. İcra Müdürlüğü'nün 2013/9646 Esas sayılı dosyasında takibe konu edilen bono, 10.03.2011 tanzim ve 30.04.2012 vade tarihli 200.000,00 TL'lik bonodur. Bu bononun veriliş sebebi nakden olarak yazılı bulunmaktadır. Davacı taraf bu bononun taraflar arasında düzenlenen kat karşılığı inşaat sözleşmesine istinaden verildiğini iddia etmekte ise de bu sözleşmenin hükümleri incelendiğinde teminat senedi verileceğine ilişkin bir hüküm bulunmamaktadır. Öte yandan davaya konu senet üzerinde teminat senedi olduğuna ilişkin bir ibare de bulunmamaktadır. Senedin tanzim tarihi ile taraflar arasındaki sözleşmenin tarihleri de dikkatli bir şekilde değerlendirildiğinde bononun sözleşmenin teminatı olarak verildiği sonucuna ulaşılamamaktadır. Sözleşme tarihi 08.09.2010 iken senedin tanzim tarihi 10.03.2011 olup, sözleşmenin imzalanmasından bir hayli sonra senedin düzenlendiği anlaşılmaktadır. Bu durum da davacının iddialarının yerinde olmadığı sonucunu ortaya çıkarmaktadır…” (YARGITAY 15. HUKUK DAİRESİ E. 2018/837 K. 2019/1648 T. 10.4.2019)


İşçi-İşveren İlişkisinde Teminat Senedi


İşveren-işçi ilişkisinde, uygulamada işveren tarafından işletmeye vereceği muhtemel zararlar için işçiden vade tarihi bulunmayan işçi tarafından imzalanmış boş senet alınmaktadır. Zararın doğması halinde veya bazen haksız olarak bu senetlerde yer alan boş yerler işveren tarafından doldurularak işçiye karşı kambiyo takibi yapılmaktadır. Bu gibi durumlarda işçi işverene karşı menfi tespit davası açarak, senedin teminat senedi olarak alındığını, borcu olmamasına rağmen işe girebilmesi için zorla imzalatıldığını, boş senede imza attırıldığını iddia edebilmektedir.



“Taraflar arasındaki uyuşmazlık davacının takip konusu bonodan kaynaklanan bir borcunun bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.

“İşçi ve işverenin taraf oldukları iş ilişkisinde başlangıçta işe girerken, bazı iş kollarında işverenin teminat amacı ile bu tür senetler aldığı bilinmektedir. Somut uyuşmazlıkta senedin ilk işe girişte teminat senedi olarak alındığı her iki tarafın da kabulündedir. Mahkemece "...Davalının davacıdan işe başlarken aldığı sadece davacının imzası olan boş senet alması ve daha sonra bu senedin doldurularak icra takibi başlatılmış olması, davacıdan işe başlarken henüz davalıya bir borcu olmadan alınmış olan senedin doldurularak icra takibi yapılması, senet davacıdan alındığında boş olması, miktar ve tarih yazılmamış olması.." gerekçesi ile davacının senet nedeniyle borçlu olmadığının tespitine karar verilmiş ise de varılan sonuç eksik incelemeye dayanmaktadır. Senedin ilk işe girişte teminat senedi olarak alındığı ve sonradan doldurulduğu sabit olsa da salt bu gerekçe ile isteğin kabulü hatalıdır. Dosya içeriğinden ... makamları tarafından davacı işçiye ceza kesildiği ve davalı işverenin davacı adına 3600 EURO havale yaparak cezanın yatırıldığı anlaşılmaktadır. Buna göre cezanın kesilme nedeninin araştırılıp netleştirilerek şayet davacının kusurlu hareketiyle cezanın kesildiği tespit edilirse kesilen ceza miktarı ile sınırlı olarak borçlu olunmadığının tespiti isteminin reddine karar verilmelidir.” (YARGITAY 9. HD, E. 2016/10252, K. 2019/22236, T. 12.12.2019)

Bunun yanında ayrıca çoğu zaman işveren tarafından işçiye işe girerken imzalatılan boş senetler işveren tarafından kambiyo takibine konu yapılmadan önce işçi tarafından kıdem ve ücret alacaklarıyla birlikte işverenden geri talep istenmektedir. Ancak bu durumlarda mahkemeler, işçinin teminat senedi verdiğine ilişkin elinde delil olmasını aramaktadır.


“Davacı dava dilekçesi ile işyerine girişte işverene verdiğini iddia ettiği teminat senedinin kendisine iadesine karar verilmesini talep etmiş ise de davalı, böyle bir teminat senedi alacağını kabul etmemiş, teminat senedinin var olduğu bu aşamada ortaya konulamamıştır. Buna göre, davacının teminat senedinin kendisine iadesine ilişkin talebinin reddine karar verilmesi gerekirken, bu hususta olumlu ya da olumsuz bir karar verilememesi hatalıdır.” (YARGITAY 9. HUKUK DAİRESİ E. 2016/5826 K. 2019/22774 T. 19.12.2019)


Ticari İlişkilerde Teminat Senedi


Ticari amaçlı mal veya hizmet alım satımlarında alınan mal veya hizmetin aradaki anlaşmaya uygun olmaması, ayıplı veya eksik olması ihtimaline binaen uygulamada alıcı tarafından teminat senedi alınmaktadır. Malın kararlaştırılan şekilde teslim edilmemesi halinde senedin takibe konulması suretiyle zararın karşılanması amaçlanır.


“Dava kambiyo senedi niteliğindeki bonodan kaynaklanan alacağın tahsiline yönelik icra takibine ilişkin borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir. Davaya konu bonoda davacı keşideci davalı ise lehtar konumundadır. Bonodaki düzenleme nedeninde ise nakden kaydı mevcuttur. Davacı sözkonusu bononun 01/03/2014 tarihli sözleşme uyarınca davalıdan alınacak mallara karşı teminat olarak verildiğini ileri sürmektedir. Davalı ise sözkonusu bononun davacıya verilen borç para karşılığı verildiğini savunmuştur. Davacı teminat iddiasını kanuni delillerle (yazılı delil veya yemin) ispat etmelidir. Davaya konu bononun sözleşme ile aynı tarihli olması ve taraflar arasında ticari ilişki olması nedeniyle dava konusu bononun mahkemece teminat bonosu olarak kabulü doğru olmamıştır. Mahkemece, davacıdan bononun teminat olduğuna dair varsa kanuni delillerinin sorulması ve oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken yanılgılı gerekçelerle yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış hükmün bozulması gerekmiştir.” (YARGITAY 19. HUKUK DAİRESİ E. 2018/370 K. 2019/5317 T. 27.11.2019)


“İlk derece mahkemesince; yapılan yargılama, toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davacı ile davalı arasında ticari ilişkinin bulunduğu, davacı tarafından davalıya verilen senedin davalı şirketin ticari defter ve belgelerinde kayıtlı olduğu, davalının davacıdan olan alacağından söz konusu senet sebebiyle 250.000,00 TL'lik borçtan düşüm yapıldığı, hernekadar davacı tarafça söz konusu senedin teminat senedi olduğu ileri sürülmüş ise de senet üzerinde senet metni içerisinde senedin hangi işin teminatı için verildiğine yönelik herhangi bir açıklamanın yer almadığı gibi davalı defterlerinde yapılan incelemede de davalının senet bedelinden daha fazla miktarda alacağının bulunduğu, senedin henüz tahsil edilmemiş olsa bile davacının borcundan mahsup edildiği ve bu şekilde ticari defter ve belgelere işlendiği, dolayısıyla senedin teminat senedi olduğunun davacı tarafça ispatlanamadığı gibi bu miktarı aşan şekilde davacının borcunun bulunduğunun anlaşıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hükme karşı davacı vekili tarafından istinafa başvurulmuştur (...) Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle muhakeme hukukuna ve maddi hukuka uygun bulunan hükmün ONANMASINA, dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine…”(YARGITAY 19. HD, E. 2018/2358, K. 2019/5012, T. 6.11.2019)

Kira İlişkisinde Teminat Senedi


Taşınmaz malikleriyle kiracılar arasında, kira bedellerinin ve/veya kiralanana verilecek olan mutemel zararların karşılığı olacak şekilde teminat senedi düzenlenebilmektedir.


“Davacı kiracının teminat senedinin iadesini talep edebilmesi için gayrimenkulün elektrik su borcu sıfırlanıp kiracıya ait çöp vergisi ve aidatlar ödenip taşınmaz teslim alındığı gibi teslim edildiğinin kanıtlanması gerektiği gibi, davalı kiralayanın da teminat senedinin bedelini talep edebilmesi için aynı şekilde kiracının sözleşmede belirtilen iade koşullarından hangisi veya hangilerini yerine getirmediğini somut bir biçimde ileri sürmesi ve mahkemece de tarafların ileri sürdüğü hususlar değerlendirilerek davacı kiracının sorumlu olduğu miktarın tespit edilmesi gerekir. Davalı kiralayan tarafından, kiracının ödenmeyen elektrik su borçlarının bulunduğu belirtilmesine rağmen bunların hangi aylara ilişkin ve ne miktarda olduğu belirtilmediği gibi davacı kiracının kiralanana zarar verdiği ve bu konuda delil tespiti yapıldığı belirtilmesine rağmen, mahkemece konusunda uzman bilirkişilerle yerinde keşif yapılarak taşınmazda kiracının hor kullanımından kaynaklanan hasar bulunup bulunmadığı değerlendirilmemiş, kiracının kiralananı sözleşmeye uygun bir biçimde tahliye ve teslim edip etmediği tartışılmamıştır. Kiralananda hasar olduğuna ilişkin delil tespiti yapılmış olması, kesin bir şekilde kiralananın sözleşmeye uygun bir biçimde kiralayana teslim edilmediğini göstermez. O halde mahkemece ödenmeyen elektrik su paralarının ne kadar olduğu hususu davalı kiralayana açıklattırılarak buna ilişkin belgelerin ibrazı ve tahliye tarihi itibarıyla kiracının sorumlu olduğu miktar tespit edildikten sonra, davacı kiracıdan varsa buna ilişkin ödeme belgelerini ibraz etmesinin istenmesi, ayrıca kiralananın sözleşmeye uygun bir biçimde kiralayana teslim edilip edilmediği hususunda tarafların delilleri toplanarak ve konusunda uzman bilirkişilerle yerinde keşif yapılarak taşınmazda kiracının hor kullanımından kaynaklanan zarar bulunup bulunmadığının tespit edilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken soyut ifadelerle sözleşme hükümleri tekrarlanarak davacının sözleşme şartlarını yerine getirmediğinden bahisle davanın reddine karar verilmesi doğru değildir.” (YARGITAY 6. HD E., 2014/3772, K. 2014/5978, T. 8.5.2014)


Teminat senedi nasıl düzenlenmelidir?


Senet üzerinde senedin açıkça teminat olarak verildiğine ilişkin yeterli bilgiler olmalıdır. Mesela, senet üzerinde senedin teminat olarak verildiği, hangi sözleşmeye istinaden hazırlandığı, hangi ilişkinin teminatı olduğu, ciro edilemeyeceği, vs. yazmalıdır.


Senedin verilmesine sebep olan hukuki ilişkide bir sözleşme varsa, bu sözleşme metni içerisinde de senedin veriliş nedeni ve senet bilgileri açıkça yer almalıdır. Böyle bir sözleşmenin olmaması durumunda senedin teminat olarak verildiğine ilişkin bir protokol düzenlenebilir.


Senedin ön yüzünde yer alan vade kısmına “teminat senedir” yazılmalıdır. Zira senet teminat amaçlı olduğundan ancak verilmesine sebep olan olay gerçekleştiğinde veya gerçekleşmediğinde borç doğmuş olacaktır (Mesela kiralanan taşınmaza zarar verilmesi veya istenilen kalitede malın gelmemesi halinde). Bu sebeple teminat senetlerinde vade belli değildir.


Senedin sol tarafında yer alan senedin içeriği kısmına (boş kısma) senedin verilme sebebi yazılmalıdır. Mesela “borçlu ve lehdar arasındaki _____ tarihli sözleşmeye/protokole istinaden verilmiştir” veya “____ayı kirasının teminatıdır” yazılabilir.


Senedin ön yüzünün en solunda yer alan özet kısmı, sadece senedin ön-sağ tarafında yer alan bilgilere hızlıca ulaşılabilmesi bakımından (pratiklik sağlaması) senetlerde yer almakta olup, bu kısma herhangi bir şey yazılması gerekmemektedir. Bununla birlikte senedin içeriğine uygun olarak doldurulabilir veya boşluklar çizgi çekilmek suretiyle kapatılabilir.


Senedin arka kısmına ise senedin ön yüzünde yer alan senedin içeriği/muhteviyatı kısmına yazılan sebebin ayrıntısı yazılmalıdır. Mesela, “İşbu senet borçlusu ile lehdarı arasında ____ konulu ve _____ tarihli ____ sözleşmesi yapılmış olup, sözleşme konusu ______ adet malın sözleşmede kararlaştırılan nitelik ve miktarda _____ tarihine kadar lehdara teslim edilmemesi halinde işbu senet icra takibine veya davaya dayanak yapılacak, aksi takdirde geçersiz olacaktır. İşbu senet ciro edilemez.“ veya “Borçlu, lehdarın _______ adresinde yer eden taşınmazında kiracı olup, ____ tarihli kira sözleşmesi uyarınca Ocak 2021 yılı için ödemesi gereken kira bedeli olan _____ TL’yi ödememesi halinde işbu senet icra takibine veya davaya dayanak yapılacak, aksi takdirde geçersiz olacaktır. İşbu senet ciro edilemez.” yazılabilir.


Unutulmamalıdır ki; senedin ön veya arka yüzüne yazılacak olan “teminat senedidir”, “teminattır” veya “emanettir” gibi ifadeler tek başına senedi teminat senedi yapmayacak, senet kambiyo vasfını taşıyan bono olarak değerlendirilecektir. Özellikle senet borçlularının bu hususa çok dikkat etmesi gerekmektedir.


“Takipte dayanılan 24.3.2008 tarihli ve 150.000 ytl tutarlı bonoda, bononun teminat amaçlı verildiğine yönelik bir açıklama olmadığı gibi. taraflar arasında düzenlenen 24.3.2008 tarihli genel kredi sözleşmesinde de dayanak senedin teminat olarak verildiğine dair bir kayıt bulunmamaktadır. Ayrıca icra mahkemesi dar yetkili mahkemedir. Senedin teminat amaçlı verildiğinin kabul edilebilmesi için, neyin teminatı olarak verildiğinin açıkça yazılması gerekir. İcra mahkemesi bu konuda sözleşmedeki maddelerin yorumlanması, gerçek borç miktarıyla takibe konulan miktarın üzerinde durarak araştırma yapamaz. İcra mahkemeleri şekli incelemeyle karar verir. Bu durumda mahkemece, itirazın reddine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı gerekçelerle şikayetin kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir. Yukarıda belirtilen yasal düzenleme ve maddi olguya dair açıklamalar ve aynı hususlara işaret eden Özel Daire kararı dikkate alınmadan, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırı olup; kararın açıklanan sebeplerle bozulması gerekmiştir.” (YARGITAY HUKUK GENEL KURULU E. 2012/12-768 K. 2013/312 T. 6.3.2013)


Ayrıca belirtmek gerekir ki; uygulamada sıklıkla açığa senet düzenlenmesi yoluna gidilmekte olup, açığa düzenlenen senet teminat amacı ile verilmiş olsa dahi teminat senedi yerine geçmeyecek, teminat senedi olması için gerekli olan şartları sağlaması aranacaktır. Açığa verilen senet sonradan doldurulmak suretiyle kambiyo senedi olarak kullanılabilmektedir.


“Bölge adliye mahkemesince, 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 778. maddesi yollamasıyla 680. maddesinde; "Tedavüle çıkarılırken tamamen doldurulmamış bulunan bir poliçe, aradaki anlaşmalara aykırı bir şekilde doldurulursa, bu anlaşmalara uyulmadığı iddiası, hamile karşı ileri sürülemez; meğer ki, hamil poliçeyi kötüniyetle iktisap etmiş veya iktisap sırasında kendisine ağır bir kusur isnadı mümkün bulunmuş olsun." hükmü bulunduğu, Yargıtay içtihatlarında da belirtildiği üzere, bu hüküm uyarınca açığa senet düzenlenmesinin mümkün olduğu, senedin boş olan kısımlarının sonradan anlaşmaya aykırı olarak doldurulduğu iddiasının yazılı delille kanıtlanması gerektiği, davacının bu hususta yazılı delil sunamadığı, ilk derece mahkemesinin gerekçesinde belirttiği hususlar tek başına senedin teminat senedi olduğu iddiasının ispatına yeterli olmayıp davanın reddi yerine kabulüne karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle davalının ilk derece mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun esastan kabulüne, Denizli Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 18/11/2016 tarih ve 2014/1319 esas 2016/879 karar sayılı kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.” (YARGITAY 19. HD, E. 2017/3438, K. 2019/5216, T. 20.11.2019)


Senet üzerinde yazan “teminattır”, “teminat senedidir”, “devredilemez”, “ciro edilemez”, “sözleşme senedidir” veya “emanettir” gibi ifadelerin yer alması, senedin teminat senedi olduğunu ispatlamaya tek başına yeterli midir?


Senet (bono) üzeri̇nde “teminattır”, “teminat senedidir” veya “emanettir” gibi ifadelerin yer alması, senedin teminat senedi olduğunu ispatlamaya tek başına yeterli değildir. Yargıtay’ın kararlarında bu hususta dayanak gösterdiği HGK'nun 14.03.2001 tarih 2001/12-233 ve 20.06.2001 tarih, 2001/12-496 sayılı kararlarında da benimsendiği üzere, dayanak belgenin hangi ilişkinin teminatı olduğu senet üzerine açıkça yazılmak suretiyle veya ayrı bir yazılı belge ile açıkça kanıtlanmalıdır.


Şayet senet üzerinde yazan ifadeden senedin hangi ilişkinin teminatı olduğu açıkça anlaşılamıyorsa; senet borçlusunun, senedin teminat senedi olduğunu ancak söz konusu senede açıkça atıf yapan, senedin hangi ilişkinin teminatı olduğu açıklayan yazılı bir belgeyle (sözleşme, protokol vs.) ispatlaması mümkündür. Aksi takdirde senet kambiyo senedi vasfını koruyacaktır.


Senet üzerinde senedin açıkça teminat olarak verildiğine ilişkin yeterli bilgi mevcutsa (senedin teminat olarak verildiği, ciro edilemeyeceği, hangi sözleşmeye istinaden hazırlandığı, hangi ilişkinin teminatı olduğu vs.) bu takdirde senet teminat senedi olarak kabul edilecektir. Bu durumda senet kayıtsız şartsız borç ikrarı içermediğinden kambiyo vasfını taşımayacak, bu senetle ancak genel haciz yoluyla takip yapılabilecektir. Teminata konu borcun yerine getirildiğinin ispatlanması halinde borçtan kurtulmak mümkün olacaktır.


“Bono üzerinde "emanettir" yazması bononun emanet ya da teminat amaçlı verildiğini göstermez. Somut olayda sadece bono üzerinde "emanettir" yazısı bulunmakta olup hangi ilişki için ve ne sebeple verildiği belirtilmediğinden söz konusu bu ibare dava ve takip konosu bononun teminat bonosu olduğunu veya emanet olarak dava dışı bir şahsa verildiğini ortaya koymaz. Dernek karar defterinde bulunan "seçimden kaçınılmaması için aracı ...'e 100.000'er TL emanet verilmiştir" şeklinde bir ibare var ise de bu ibare bononun tanzim tarihinden önce karar defterine yazılmış olmakla yazıda senet verildiğinden söz edilmemiştir. Kaldı ki 16.08.2015 tarihli dernek kararında davalının imzası da bulunmamaktadır. Tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde davacı iddiasını yazılı delillerle ispatlayamamış olup mahkemece davalının istinaf talebinin kabul edilip ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesi gerekirken ispat külfetinin tayininde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.” (YARGITAY 19. HUKUK DAİRESİ E. 2017/3501, K. 2019/4894, T. 23.10.2019)


“Bono üzerinde sadece "teminat senedi" yazması, o belgeyle kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla takip yapılmasına engel değildir. HGK.nun 14.3.2001 tarih ve 2001/12-233 Sayılı ve yine 20.6.2001 tarih ve 2001/12-496 Sayılı kararlarında da benimsendiği üzere dayanak belgenin hangi ilişkinin teminatı olduğu yazılı bir belgeyle kanıtlanmalıdır. Somut olayda borçlular, itirazları konusunda herhangi bir yazılı belge sunmamıştır. Alacaklı vekili ise bu iddiayı kabul etmemiştir. Bu durumda borçlu taraf, bononun, borca karşılık düzenlendiği iddiasının aksini, takip hukuku yönünden geçerli ve İ.İ.K.nun 169/a-1 maddesinde öngörülen nitelikte bir belgeyle kanıtlayamadığı gibi, alacaklının da takip dayanağı bononun teminat senedi olduğuna yönelik bir kabul beyanı bulunmadığı halde mahkemece itirazın reddi yerine kabulü isabetsizdir.” (YARGITAY 12. HUKUK DAİRESİ E. 2011/844, K. 2011/16089, T. 20.9.2011)


Teminat senediyle kambiyo senetlerine mahsus takip yapıldığı takdirde nasıl bir hukuki yola başvurulabilir?


Şayet senet üzerinde teminat senedi olduğuna ilişkin yeterli açıklamalar olduğu halde, senet icra müdürü tarafından kambiyo takibi için uygun görülmüşse, bu durumda icra memurunun bu işlemi şikayete tabi olacaktır. Bu takdirde şikayet 5 gün içerisinde İcra Hukuk Mahkemesine yapılmalıdır (İİK m.168/f.3, m.170/a). Bununla birlikte, bononun zorunlu şekil şartlarının tamamını taşıyan bir senette, şayet senet üzerinden teminat senedi olduğu tam olarak anlaşılamıyor (Mesela; senedin üzerinde sadece “teminat senedidir” yazması Yargıtay’ın görüşüne göre senedi teminat senedi yapmamaktadır. Bu durumda senet Kambiyo senedi vasfını korumaktadır.) veya senet üzerinde teminat senedi olabileceğine ilişkin hiç bir emare olmamasına rağmen senet borçlusu tarafından senedin teminat senedi olduğu iddia edilmekteyse (mesela senedin hangi ilişkinin teminatı olduğu sözleşme veya protokolde açıklanmışsa) bu durumlarda kambiyo takibine karşı şikayet değil, borca itiraz yoluna başvurulmalıdır.


“Somut olayda, takip konusu senedin arka yüzünde; "iş bu senet 10727 ada 106 parsel yapılacak inşaat üzerindeki 1 numaralı bağımsız bölümün yarısı için tarafımızdan teminat olarak verilmiştir" ibaresi yer almış olup, anılan ibareler senedin kayıtsız şartsız borç ikrarını havi olma şartını ortadan kaldırdığından, senedin kambiyo vasfını taşımadığı ve teminat senedi olduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda, senetten doğan alacağın varlığı ve miktarı ile tahsilinin gerekip gerekmediği yargılamayı zorunlu kıldığından, mahkemece İİK'nun 170/a maddesi (Borçlunun kambiyo hukuku bakımından şikayeti) uyarınca takibin iptaline karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile istemin reddi yönünde hüküm tesisi isabetsizdir.” (YARGITAY 12. HUKUK DAİRESİ E. 2018/9186 K. 2019/866 T. 23.1.2019)


Bununla birlikte belirtmek gerekir ki; icra mahkemesi tarafların dilekçelerinde ileri sürdükleri maddi vakıalarla bağlı olmakla birlikte, başvuranın bu bağlamda yapmış olduğu hukuksal nitelendirmelerle bağlı değildir. Yani şikayet yoluna başvurulmuş olsa bile, hakim ihtilafı borca itiraz olarak da ele alabilecektir.


“Bu durumda, icra müdürü takip talebi üzerine İİK’nın 168. maddesinin 1. fıkrası kapsamında senetten anlaşılmayan bir hususu inceleyemeyeceğinden ve borçlular icra mahkemesine başvurusunda icra müdürünün takip hukuku kurallarına aykırı davrandığını ileri sürmediğinden, borçluların icra mahkemesine başvurusu şikâyet mahiyetinde değildir. Borçlular talebini şikâyet olarak nitelendirip İİK’nın 170/a. maddesinin 2. fıkrasının uygulanmasını talep etmiş ise de hukuki nitelendirme hâkime aittir. Borçlular tarafından ileri sürülen maddi vakıa, kambiyo senedi vasfını haiz olan senedin 21.09.2012 tarihli sözleşmenin (ayrı bir belge) teminatı olarak verildiğine ilişkin olduğuna göre talep İİK’nın 168. maddesinin 5. fıkrası ve İİK’nın 169. maddesi kapsamında borca itirazın konusu olup, itiraz aynı Kanunun 169/a. maddesine göre duruşmalı olarak incelenmelidir.” (YARGITAY HUKUK GENEL KURULU E: 2017/333, K: 2019/416, T: 09.04.2019)


Senedin teminat senedi olduğu tanıkla ispatlanabilir mi?


Hukuk Muhakemeleri Kanunu 201. maddesi uyarınca hukukumuzda bazı istisnai haller dışında (HMK m. 203) senede karşı tanıkla ispat yasağı bulunmaktadır. Bir diğer ifadeyle, ortada bir senedin söz konusu olduğu durumlarda karşı tarafın iddiasını senetle ispat etmesi gerekecektir. Ayrıca belirtmek gerekir ki; Karşı tarafın muvafakatinin olması halinde, senede karşı tanıkla ispat yasağının bulunduğu durumlarda tanık dinletilmesi mümkündür (HMK m.200/f.2).


“Dava, takibe konu bono nedeniyle borçlu bulunulmadığının tespiti istemine ilişkindir. Davacı takip ve dava konusu senedin teminat senedi olduğunu, davalı ise bononun davacı tarafından davalıya olan borcu nedeni ile verildiğini iddia etmiştir. Bu durumda ispat külfeti davacıda olup dava konusu senedin teminat senedi olduğunu yazılı delille ispatlamalıdır. 6102 Sayılı TTK'nun 776. maddesi uyarınca bonolar kayıtsız ve şartsız belli bir bedeli ödeme vaadini içermekte olup, bunun aksine bononun teminat bonosu olduğunun yazılı bir şekilde ispatı gerekir. Mahkemece ispat külfetinin tayininde yanılgıya düşülmüştür. Ayrıca mahkemece tanık beyanlarının hükme esas alınması da usule aykırı olmuştur. İş bu davada HMK'nun 200 ve 201. maddeleri uyarınca davalının açık muvafakatı olmadıkça tanık dinlenilemez.” (YARGITAY 19. HUKUK DAİRESİ E. 2017/3501 K. 2019/4894 T. 23.10.2019)


Bununla birlikte belirtmek gerekir ki; senetle ispat zorunluluğu bulunan hâllerde delil başlangıcı bulunursa tanık dinlenebilir. Bilindiği üzere delil başlangıcı; iddia konusu hukuki işlemin tamamen ispatına yeterli olmamakla birlikte, söz konusu hukuki işlemi muhtemel gösteren ve kendisine karşı ileri sürülen kimse veya temsilcisi tarafından verilmiş veya gönderilmiş belgedir.


“Senede karşı ispat yasağı dava tarihinde yürürlükte bulunan HMK'nın 201. maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre; “Senede bağlı her çeşit iddiaya karşı ileri sürülen ve senedin hüküm ve kuvvetini ortadan kaldıracak veya azaltacak nitelikte bulunan hukuki işlemler ikibinbeşyüz Türk Lirasından az bir miktara ait olsa bile tanıkla ispat olunamaz.” Ne var ki; senetle ispat zorunluluğu bulunan hallerde ortada yazılı bir delil başlangıcı bulunursa tanık dinlenebilir. Delil başlangıcı, iddia konusu hukuki işlemin tamamen ispatına yeterli olmamakla birlikte, söz konusu hukuki işlemi muhtemel gösteren ve kendisine karşı ileri sürülen kimse veya temsilcisi tarafından verilmiş veya gönderilmiş belgedir. (HMK m. 202)


Bir belgenin yazılı delil başlangıcı sayılabilmesi için üç şartın bir arada bulunması gerekmektedir. Bunlar; 1- Yazılı bir belge bulunmalı, 2- Belge aleyhine ileri sürülen şahıs tarafından verilmiş olmalı 3- Belge hukuki işlemin varlığına delalet etmelidir. Somut olayda davacı; davalı tarafından takip konusu yapılan 20.10.2014 tanzim 10.08.2015 ödeme tarihli senedin teminat senedi olduğunu iddia etmiş bunun delili olarak da taraflar arasında imzalanan 17.01.2015 tarihli adi yazılı belgeyi sunmuştur. İş bu belgede; “Emrah Bey'den kiralamış olduğum dükkanın anahtarını teslim aldım. Buna mukabil uğramış olduğumuz zarara ve kira bedel olarak kendisi bize vermiş olduğu senedi günü geldiğinde ödeyeceğini taahhüt eder” şeklinde açıklama bulunduğu, davalı tarafından belgedeki imzanın inkar edilmediği ve bu belgeye karşı; takibe konu senedin, teminat senedi olduğuna dair bir ibare olmadığı, yönünde savunmada bulunulduğu anlaşılmaktadır. O halde mahkemece; davalı tarafça imzasının inkar edilmediği 17.01.2015 tarihli belgenin yazılı delil başlangıcı olduğunun kabulüyle davacı tanıklarının beyanları da değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ve yukarıdaki gerekçe ile hüküm kurulması doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.” (YARGITAY 3. HUKUK DAİRESİ E. 2017/7104 K. 2019/3450 T. 17.4.2019)


Şayet bir teminat senedinin üzerinde senedin teminat olarak düzenlendiği ve düzenlenmesine neden olan ticari ilişki açıkça belirtiliyorsa, zaten o senet teminat senedi olarak kabul edilecektir. Aksi takdirde belgenin yazılı delil başlangıcı sayılabilmesi için var olması gereken 3 şartın birlikte bulunmaması nedeniyle senet üzerinde yer alan ifadeler delil başlangıcı olarak değerlendirilemeyecektir. Bu ise HMK m. 201 senede karşı tanıkla ispat yasağı kapsamında tanık dinletilememesi anlamına gelmektedir.


Ayrıca ve önemle belirtmek gerekir ki; Yargıtay, işçi-işveren ilişkisinde “tanıkla ispat yasağı”nın bir istisnası olarak tanıkla ispatı kabul etmektedir.


“İşçi ve işverenin taraf oldukları iş ilişkisinde başlangıçta işe girerken, bazı iş kollarında işverenin teminat amacı ile bu tür senetler aldığı uygulama ile anlaşılmaktadır. Kuşkusuz bu durumun ispatlanması halinde bu şekilde alınan senet, teminat senedi niteliğinde sayılmalıdır. Diğer taraftan, İş Hukuku; işçi ve işveren ilişkisinde, işverenin sosyal ve ekonomik bakımından güçlü olması, işçinin korunması ve işçi lehine yorum ilkeleri dikkate alınarak, sözleşme hukuku alanında ayrılmış ve farklı kurallar getirerek gelişmiştir. Bu nedenle iş hukukunda, düzenlenen belgelere karşı işçi lehine tanık dinletilmesi yoluna gidilmektedir. İşçiden teminat olarak alınan senet sebebiyle işçinin borcu, işverene verdiği zarar veya yedindeki nakit miktarı ile sınırlıdır. Zararı ve davacı işçiden alacağı olduğunu işveren ispatlamalıdır. Teminat niteliğinde alınan bu senetler işverenin zararını veya alacağını kanıtlamadığı sürece geçersiz sayılmalıdır. Somut uyuşmazlıkta, davalı işverence, davacı tarafından müşterilerden tahsilat yapılmasına rağmen tahsilatların şirket hesabına aktarılmadığı, şirketin zarara uğradığı bu nedenle zarara karşılık senet düzenlendiği iddia edilmiş ise de bu hususta dosyaya herhangi bir delil sunulmamıştır. Nitekim yargılama aşamasında dinlenen davacı tanıkları da davacı işçiden işe girerken ve çalışma esnasında boş senetlerin teminat senedi olarak alındığını, işyeri uygulaması olduğunu belirtmişlerdir. Davalı işverenin zarara uğradığını ve davacıdan alacaklı olduğunu kanıtlayamaması, taraflar arasındaki ilişkinin niteliği, tanık beyanları, hayatın olağan akışı ve tüm dosya kapsamından senedin teminat senedi olarak alındığı anlaşıldığından, davanın kabulü yerine reddine karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.” (YARGITAY 22. HUKUK DAİRESİ E. 2016/18621 K. 2019/16459)


Teminat senedinin devri mümkün müdür?


Yalnızca kıymetli evrak vasfına sahip senetler ciro edilebilir. Teminat senedi bir kıymetli evrak olmadığından ciro edilmesi mümkündür değildir. Ancak, alacağın temliki hükümlerine göre devri mümkündür.


Bu açıdan bakıldığında her ne kadar uygulamada teminat senetleri üzerine “ciro edilemez” veya “ciro edilmesi yasaktır” şeklinde ifadeler yer alsa da, bu ifadelerin aslında hukuki bakımdan bir geçerliliği yoktur. Zira kıymetli evrak niteliğine sahip olmayan bir senet zaten ciro edilemeyecektir. Bununla birlikte bu şekildeki ifadelerin senet üzerinde yer almasının en azından senedin devri amacıyla ciro edilmesini (geçersiz de olsa) engelleyeceği, bu yönüyle caydırıcı olacağı söylenebilir.


Yargıtay kararlarına göre; kambiyo senedi vasfını taşımayan bir senede bağlı hak ciro ile değil, ancak usulüne uygun olarak yapılmış bir alacağın temliki sözleşmesiyle devredilebilir.


“Davalı ... ve bilâhare vekili dilekçelerinde, takibe konu senedin şahsî teminat bonosu olduğu ve karşılığının resmî kurum hesapları ile ödendiği, senette tanzim tarihi olmadığından bono vasfının bulunmadığı ve cirosunun kabil olmadığı, davacı hamilin takip ve dava ehliyetinin olmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir. Mahkemece, dava konusu senette tanzim tarihi bulunmadığından kambiyo senedi niteliğinin olmadığı ve senetteki mündemiç hakkın ciro yolu ile devrinin mümkün olmadığı, alacağın temliki yolu ile devrinin mümkün olduğu, davacıya usûlüne uygun şekilde yapılmış bir alacağın temlikinin söz konusu olmadığı, senet arkasındaki cironun, alacağın temliki hükümlerini doğurmadığı, dolayısıyla alacak hakkı doğmadığından dava konusu senet yönünden davacının aktif husûmet ehliyetinin bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir. SONUÇ : Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere ve özellikle aleyhine herhangi bir takip bulunmayan ... yönünden davanın dava şartı yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerekmekte ise de kararın sonuç itibarıyla doğru olmasına göre davacı vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usûl ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA” (YARGITAY 19. HUKUK DAİRESİ E. 2018/66 K. 2019/1944 T. 25.3.2019)


“Diğer yandan, kambiyo senedi niteliğinde olmayan belgelerdeki (adi senetlerdeki) hakkın ciro yolu ile devri mümkün olmayıp, böyle bir hak, ancak alacağın temliki suretiyle devredilebilir. 6098 Sayılı TBK'nun 184. maddesi uyarınca usulüne uygun olarak yapılmış bir temlik bulunmaması halinde, kambiyo senedi niteliği taşımayan senedi ciro ile alan kişinin, yetkili hamil sıfatının bulunmadığının, dolayısıyla takip hakkının da olmadığının kabulü gerekir. Somut olayda, takip dayanağı senedin düzenlenme yeri ve tarihinin bulunmadığı görülmektedir. Düzenlenme yeri ve tarihi bulunmayan takip dayanağı senet, kambiyo senedi vasfını haiz olmayıp adi yazılı senet niteliğindedir. Borçlu ... tarafından... emrine düzenlenen senedin, adı geçen kooperatifin cirosu ile alacaklıya devredildiği, ancak TBK'nun 184. maddesi uyarınca usulüne uygun olarak yapılmış bir temlik bulunmadığından senetteki hakkın takip alacaklısı ...'a geçmediği, bu durumda adı geçen kişinin yetkili hamil olmadığı ve dolayısıyla takip hakkının da bulunmadığı anlaşılmaktadır.” (12. HUKUK DAİRESİ E. 2015/3770 K. 2015/14100 T. 25.5.2015)


Bununla birlikte kanaatimizce; kambiyo vasfını taşımayan adi borç senedindeki hak şayet senette yer alan ciroların tamamı tam ciro ile yapılmışsa, alacağın temliki hükümlerine göre devredilebilmelidir. Zira TBK’ya göre alacağın temliki işleminin geçerli olabilmesi için tek şart, temlikin yazılı olmasıdır (TBK m. 184). Adi borç senedinde yer alan cirolar hukuki bakımdan ciro sayılmamakla birlikte, hakkın kimden kime devredildiğini açıkça göstermesi bakımından temlikin yazılılık şartını açıkça sağlamaktadır.


Borçlu, alacağın temliki hükümlerine göre teminat senedini devralan yeni alacaklıya karşı, teminat konusu edimin ifa edildiği, dolayısıyla borcu olmadığı gerekçesiyle (kişisel def’i) ödeme yapmaktan kaçınabilir (TBK m. 188).


Hak kaybına uğramamak adına her zaman bir avukattan hukuki destek alınmasının uygun olacağını düşünüyoruz. Çebi Hukuk & Danışmanlık olarak müvekkillerimizin yanında olmaya devam edeceğiz.


Saygılarımızla,

ÇEBİ Hukuk & Danışmanlık

Av. Ömer ÇEBİ


© 2020 Tüm hakları Çebi Hukuk & Danışmanlık'a aittir.

ÜYESİ OLDUĞUMUZ KURULUŞLAR

Gayrimenkul Hukuku Uygulamaları Derneği

​ 
BAĞLI KURULUŞLAR

Kira360

Abogados en Estambul